madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
madrid etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2013 Cuma

Olimpiyat Oyunlarını Hak Ediyor muyuz?

2020 Olimpiyat Oyunlarını kimin düzenleyeceği 7 Eylül 2013’te açıklanacak. İstanbulumuz yine yeniden aday ve bu sefer iddialı. Bu noktada diğer teknik imkanları bir kenara koyarak olimpiyatları hak edip hak etmediğimizi sorgulamak istiyorum.

Şike, sporda şiddet, mafyatik ilişkiler vb. yüzünden sporda sicilimiz hiç de temiz değil. Ama burada üzerinde duracağım bu da değil. Biz gerçekten spora ve sporun zirve organizasyonu Olimpiyat Oyunlarına nasıl bakıyoruz?

Olimpiyat Oyunları ülkeler arasındaki madalya mücadelesi kadar olimpiyat ruhunun da öne çıktığı bir organizasyon. Sporun insan hayatındaki yeri ve bizlere kendisini bu kadar sevdirmesi sadece sonuç değil insan yaşamından yansıttığı kesitler sayesindedir.

Ama biz işi çevirip sporu alelade rakamsal bir olaymış gibi algılıyor ve bunu normal karşılıyoruz.

Olimpiyatlara giden kafileye “madalyasız dönmeyin”, “haydi aslanlar gösterin günlerini” temalı manşetler atıyor ve olimpiyat ruhuyla ilgili kayda değer bir şey söylemiyoruz; ve buna spor yöneticileri de dahil.

2020’ye bulduğumuz slogan:

“Haydi İstanbul, Dünya Olimpiyat görsün!!!”

Üzülerek bu ülkeyi ve İstanbul’u çok seven biri olarak olimpiyatları hak ettiğimizi söyleyemeyeceğim. Benim gibi düşünenler bunun için bir kampanya başlatmış bile: Blockİstanbul.

Sporda başarı sadece skor ve tesisler ile olmuyor, onu hayatımızın ta içine koyarak oluyor.
 
Pek çok kişi gibi ben de Tokyo’nun evsahibi olacağını düşünüyorum. Sonuç açıklandıktan sonra yine bir nefret dalgası olacaktır. Sonrasında ise gözümüzü 2024’e çeviririz nasılsa.
 

5 Nisan 2013 Cuma

Previously on Champions League...

Galatasaray’ın Real Madrid ile oynadığı çeyrek final ilk maçında 3-0 yenilmesi durup düşünmemiz gereken bazı şeyleri bize hatırlattı.

Şampiyonlar Ligi dev bir arena. Organizasyon yapısının lig fikstürü şeklinde olması nedeniyle sürprizlere çok da açık değil. Yani yukarı turlara tırmanmak için gerçekten bunu hak etmeniz gerekiyor. Şampiyonlar Ligi’ni kazanan-final oynayan takımların genelde aynı takımlar olması da bunun sonucu.

Bu yanından bakınca Galatasaray’ın çeyrek final oynaması ciddi bir başarı. Kura şansını çok iyi kullanan sarı-kırmızılılar tarihi bir başarıya imza attı. Ancak bundan sonrası için başka faktörlerin katkı sunması gerektiğini Real Madrid’e daha ilk maçta havlu atarak gördük. Henüz iki yıllık bir temele sahip takıma ne kadar yıldız olurlarsa olsunlar monte edilen oyuncular ile dünyanın en güçlü takımlarına kafa tutmak kolay değil.

Yıldız oyuncularınızı elde tutmanın zor olduğu bir ülkenin liginde oynuyorsanız bunu göz önünde bulundurarak adım atmanız gerekiyor. Yıldız oyuncu transferinin uzun vadede işe yaramadığı, ancak saman alevi gibi parlayan başarılar getirebileceği genelde bilinir. Ama başarıya aç taraftar ve başarılarını bir an önce satmak isteyen yönetici profilleri yüzünden uzun vadeli başarılar şimdilik uzak gözüküyor.

Galatasaray’a dönersek en önemli silahları büyük ihtimalle sezon sonu gidecek olan bir takımda sürdürülebilir başarı için yeni yıldız transferler yerine altyapı ya da ülke ligindeki parlak futbolculardan oluşturulacak bir iskelet çok daha faydalı olacaktır. Ancak biraz önce değindiğimiz gibi kasası dolu iken uzun vadeli yatırım yapmaya istekli yönetici çok yok. Bakalım Galatasaray bu dönüşümü gerçekleştirebilecek mi yoksa Lincoln, Elano, Arda, Keita, Baros, Kewell’ı efsane kadro gibi düşüşe mi geçecek?