Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2014 Perşembe

Milli Takım'dan neden umut kestik?


Baya süredir yazmadık, yazasımız da gelmedi. Hem futbolun hem sokulduğu durum hem de medyada gördüklerimiz cidden can sıkmaya başladı. Böyle bir ortamda Brezilya ülkeye gelmiş, fark yemişiz ne değişir?

Brezilya'nın Türkiye'ye gelmesi ki 2 milyon dolar verilmesi de başka bir türden acı olsa da 4-0'lık mağlubiyet sorun değil. Sorun 'çaba' sarf edilmemesi ve 'isteksizlik'. En basit örneği Volkan'ın yediği ilk gol. Neymarla bire bir kalmanız %80 gol olabilir ama bunu kabullenmek çok daha farklı bir durum. Bu tip durumlardan sonra milli takıma çağrılmayınca ayrıca tripler atılıyor. İşte milli takımın geldiği nokta bu. Sonra maçtan sonra Fatih Terim'in açıklamaları bile içler acısı. 90. dakika Neymar'ın mücadelesinen bahsediyorsun ve buna şaşırıyorsan işte durum bu kadar kötü. Böyle maç kazanıldığından bi haber teknik direktörümüz yoktur herhalde.

Hadi Ömer formsuz olabilir de Hakan'ın formundan dolayı milli takıma çağrılmaması tamamen saçmalıktır. Selçuk bu formla oynuyorsa, Leverkusen'de her maç büyük işler yapan Hakan'ın kadroya alınmamasının sebebi çok belli. Olaylar çıkmış olabilir ama bunu kişileri uzaklaştırarak yapmak ne kadar mantıklı onu sorgulamak lazım.

Brezilya için 2 milyon dolar verilebilir. Bu parayı maalesef ki Çin, Arap Emirlikleri gibi ülkeler şov için veriyor. Biz bu kadar düştüysek asıl o zaman vah halimize...

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Neden 47 bilet satıldı?

Dün Türkiye - Gana maçına sadece 47 bilet satıldığını öğrendik. Peki nedenini sorguladık mı? Neden insanlar milli takımlarının maçına ilgi göstermiyor irdeledik mi?

Bence asıl düşünmesi gerekenler düşünmedi, sadece insanlara ilgi göstermedikleri için laf ediyorlardır. Aslında en görünen sebebi milli takımın heyecan vermemesi. Brezilya'ya gidemiyor olmamızın dışında umut yok sahada. Abdullah Avcı'yı çok severim ve başarılı olmasını çok isterim. Bununla birlikte kendisi hep bir kolej takımı havası oluşturmuştur. Alt milli takımlarda da İBB'de de bu hava vardı hep. Lakin milli takımda bu pek mümkün değil. Karışanı çok, beklentisi çok. Bir iki başarısız sonuçtan sonra hemen üstünüze çöker sevgili çok bilmiş basınımız. Sabır denen şeyden yoksundurlar malum.

İkinci sebebi ise maçın Atatürk Olimpiyat Stadı'nda olması. Yani hazırlık maçını bir hata yaptın İstanbul'a aldın da neden o Olimpiyat'ta oynatıyorsun? İyi ki metro yapıldı arkadaş. Zaten en başından İstanbul'da olması saçma. Bu tip maçları Anadolu'ya alacaksın. Anadolu insan İstanbul insanından her zaman daha çok ilgi gösterir.Her zaman göremedikleri bir takımı severek izlerler.

Üçüncü bir sebebi ise milli takımın Dünya Kupası üçüncüsü olduğumuzdan beri farklı bir boyuta taşınması. Çok fazla siyasi bir hal aldı olay. Milli takım teknik direktörü olmak cidden zor bir şey. Üzerinizdeki baskı ve takım içindeki gruplaşma senelerdir hat safhada. Antremanlardaki görüntüleri pek inanmıyorum. Klüp takımlarında fırtına gibi esen futbolcular, o formayı giyince kayıplarda resmen. Bu durumdaki bir milli takımı da kimse izlemek istemez.


25 Kasım 2012 Pazar

Asıl Olan Ruhtur

18 Kasım 2011'de yazdığım bir yazı.

Dün Radikal’de Kenan Başaran’ın eski bir yazısını okudum. Yazısını şöyle bitiriyor: “Cem Dizdar’ın Egemen pasıyla bitireyim: Kalesine golü atan Egemen’in o bakışı Beşiktaş’a bir ağıt gibi. Teselli eden bir kişi bile yok. Beşiktaşşlı üzülecekse Egemen’in öylece yapayalnız bırakılmasına üzülmeli. Ve İlhan Mansız’ın Fevzi’ye o jestini de hatırlamalı…” Çok ince görülmüş bir olay bu. Aslında Beşiktaş’ın son şampiyonluğundan beri dökülmesinin asıl sebeplerinden biri de bu. Portekiz furyası ile başlayıp, kaybettiğimiz bir ruh. Beşiktaş’ı Beşiktaş yapan özelliğimizi kaybetmemiz. Cem Dizdar’ın pasıyla Kenan Başaran’ın bize hatırlattığı Fevzi olaylarını dün bir kez daha buldum izledim.

Bilmeyen varsa diye ya da hatırlamayan varsa diye tekrar hatırlatmak isterim. Fevzi, Denizli deplasmanında iki hatalı gol üst üste yer. Biri auta çıkan topu içeri alması, diğeri elinden kaçırması. İlk yarının son dakikalarında Beşiktaş golü bulur ve soyunma odasına 2-1 mağlup gider. İkinci yarıda İlhan Mansız skoru 2-2′ye getiren golü attıktan sonra formasının altından Fevzi’nin formasını çıkarır. Benim halen bile izlediğimde duygulanmama sebep olan bir olaydır bu. Bir hafta sonra ise Beşiktaş İnönü’de Rizespor ile oynar ve Fevzi gene topu elinden kaçırır ve skor 1-1′e gelir. İşte o an Fevzi yıkıldığında yanına Tümer ile bir arkadaşı gelir ve ona moral vermeye çalışırlar. Tümer’in bağırması rahatlıkla duyuluyor. Onu teselli etmesi, yerden kaldırması ve moralini bozmamasını söylemesi. Sonra zaten Fevzi’nin müthiş direğe kafa atma olayı vuku bulur.

Bu sadece hatırlatmak içindi bu ruhu. Şimdi ise kendi kalesine gol atmış arkadaşına herkes sırtını dönüp gidiyor. Geçen sene de böyleydi, ondan önceki senede. Olay yıldızlarda değil takım ruhunda. Bu ruhu sadece Fenerbahçe’de görebiliyoruz bugün. Onun sebebi de kaptan, kaptanlığını yapıyor. Beşiktaş ne zaman İbrahim Üzülmez’i kaybetti, işte o gün ruhunu kaybetti. Onun görevini yapabilecek tek bir adam yok o takımda. Ya da yapmak istemiyorlar. Şimdi ki şımarık çocuğa oynasın diye kaptanlık veriyoruz. Takımı savunması, oyunculara sahip çıkması gerektiğin de ağlak bakışları ile sağa sola voltalar atıyor. Takım içinde ne kadar çok yabancı, o kadar sorun demek. Manchester United neden senelerden beri böyle değil diye soran olursa sebebi çok belli. Alt yapıda birlikte büyümüş çocuklar hepsi. Hepsi birbirlerini çok iyi tanıyor. Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğunda, ya da Türkiye’nin dünya 3. olduğu sene… Hep durum aynıydı. Birbirleri ile büyümüş, zaman geçirmiş, bir aile olmuşlardı. Bir de Hiddink’in Türkiye’sine bakıyoruz. Kampı bile otelde yapıyor, dışarı dahi çıkamıyorlar. Açık cezaevi modunda takılıyorlar. Sahada düşeni kaldıracak bir tane adam yok. Avrupa Şampiyonası’nda böyle miydi? 119. dk’da yediğimi golden sonra Hamit düşen arkadaşlarını kaldırıyordu. Çünkü inanıyordu onlara. Aynı Hamit şimdi umursamaz modda. Çünkü onu o hale getirdiler. Sırf Hamit değil. Yenilen gollerden sonra Volkan yerde çökmüş oturuyor, herkes birbirine arkasını dönmüş söylenip duruyor. Biri çıkıp da “Hadi çocuklar, kendinize gelin!” tarzında bir şey demiyor. Ruhlarını çoktan kaybetmişler.

Abdullah Avcı güvendiğimiz, herkesin sevdiği bir teknik direktör. Şu an ki kadroya baktığımızda çoğu onun alt milli takımlarla başarılı olduğu zaman ki öğrencileri. Zamanında Nuri ile uçurduğu milli takımı, yeniden Nuri ile A Milli Takım’da uygular. Bizim gibi leşçiliği seven insanlar arasında başarılı olması dileğiyle, hayırlı olsun.