Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Transfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Bir transfer anatomisi: Satsam mı? Satmasam mı?


Bu yazıyı bir Tottenham Hotspur taraftarı olarak yazdığım için biraz duygusal yazıyor olacağım.*

Şu an yaşadıklarımız geçen senenin bir kopyası gibi. Antremanlara ve hazırlık maçlarına çıkmayan bir Modric vardı. Real Madrid aldı, alacak derken Spurs güzel bir miktara sattı Modric’i. Transferin son gününde de o paraya Lloris, Dembele ve Dempsey’i renklerine bağladı. Şu anda da Bale transferindeki fırtına öncesi sessizlik modunun da sebebi bu diye düşünüyorum. Antremanlara çıkmadığı ve gitmek istediği iddia ediliyor Bale’nin. El sıkışıldı, fakat resmileşmedi. Sebebi belki de Spurs’un paraya kimleri alabiliriz diye hızlı çalışmaları olabilir. Veya Boas’ın inatla satılmasını istememesi de olabilir. Bana soracak olursanız da Bale gitmesin. Atarlı bir taraftar gibi yorum da yapabilirim: Gidip ne yapacak?

Gonzalo Higuain’in de gidişine kadar Real Madrid ikinci bir Ronaldo’yu alıp ne yapacak diye düşünüyordum. Bale de Ronaldo da sol ağırlıklı serbest oyuncular. Skoru değiştiren ve takımlarının en etkili silahları. Bale’nin Madrid’e gitmesi ile aynı pozisyonda oynayan iki kişi olacaklar. Şimdiden cevaplayayım, bu FM değil, Bale sağ açık oynamaz, oynamak istemez. Orada tutamazsınız o adamı. Değişmeli de olmaz. Olabilecek tek şey Ronaldo veya Bale’den birinin forvet oynaması. İşte bu noktada Higuain’in gidişi ile bu netleşti. Ancelotti muhtemelen ikisini bir arada oynatacak ileri üçlü sistemi oluşturmuş kafasında ki kadroda yer bulamayacağını anlayan Higuain’e de gitme demedi.

Bir de maliyet boyutu var bu transferin. Anlaşılan rakamlara bakılırsa Bale’nin Los Galacticos’a maliyeti aşağı yukarı 200 milyon poundu bulacaktı ki son anda Perez’in 100 milyon Euro açıklaması geldi. Spurs başkanı hala daha fazlasını istiyor. Bale ise teklif gelen takım Real Madrid olunca gitmek istiyor. Benim anlamadığım şey ise geçen sezonun sonunda da bu dedikodular vardı ve Bale kesinlikle takımdan ayrılmak istemediğini belirtmişti. Hatta Boas’ı çok sevdiğini, onunla çalışmaktan büyük zevk aldığını söylemişti. Bir de üzerine yeni doğan çocuğunun ismini de Alba Violet koyunca benimde içim rahatlamıştı.

Bir COYS taraftarı olarak ben Bale’nin gitmesini tabi ki istemiyorum. Olaylara hep duygusal boyuttan bakmışımdır. Günümüz futbolunda para çok önemli, evet, bununla birlikte Bale’nin Spurs’a bir şans daha vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sene çok daha oturaklı bir takım sahada olacak ve Bale’nin bu takımdaki yeri tartışılmaz. Real Madrid’e gidip Ronaldo’nun gölgesi altında kalmaktansa Tottenham’da hala kahraman ve esas yıldız olmak ve dilediği oyunu oynama şansı var. Bu durumda iken oraya giderse bu aşırı özgüvenini kaybetme şansı bile olabilir.

Günümüz futbolunda bu duygusal düşüncelere yer olmadığı için çok büyük ihtimal bu sezon Bale Real Madrid forması giyecek ve senenin en büyük transferi olacak. Real Madrid’e çok uzun yıllardır (Zidane’den sonraki dönem) sempati duymadığım için de oraya gitmesini istemem. Hani hiç olmadı gidecekse Giggs’in veliahtı olarak Manchester United’a gitsin, bir ekol devam etsin isterim. Tabi bu da günümüz futboluna uymayan bir düşünce.

Not: Ben bu yazıyı yazdıktan sonra teklif 104m Euro + Fábio Coentrão şeklinde revize oldu. Spurs başkanı Daniel Levy anladığımız kadarıyla 120 m Euro istiyor bu transfer için. Real Madrid yönetimi ise bu ücreti düşürme derdinde.

*XYZ Dergi bloguna yazdığım bu haftaki yazı...

20 Nisan 2013 Cumartesi

Dortmund'un yeni yıldızı.


İspanya ve İngiltere takımlarını görmeye alıştığımız avrupa arenasında uzun süredir görmediğimiz Bayern München ve Borussia Dortmund  bu sezon Şampiyonlar Liginde yarı finale kadar yükseldiler. Almanların uzun süredir planlamış oldukları altyapı ve futbolcu yetiştirme programlarının meyvesini yavaş yavaş toplamaya başladıkları aşikar.  Alman Milli takımında gördüğümüz bu değişim kulüp takımları seviyesinde de kendini göstermeye başladı ve başlıca öncüsü de Borussia Dortmund.

İngiltere basınında çıkan haberlere göre Tottenham ve Real Madrid'in İlkay Gündoğan ile yakından ilgilendikleri yönünde fakat genç oyuncunun bu dedikodulardan sonra yaptığı  açıklama ise "Herkesin çocukluk hayali İngiltere ve İspanya liginde oynamaktır fakat ben gelecek sezon da Dortmund'da kalacağım" şeklinde.

Jürgen Klopp'ün bu sene ki kadrosuna sadık kalacağı ve takviye futbolcu düşünmediği yorumları, Borussia Dortmund'un eski günlerindeki gibi avrupa arenasında istikrarlı başarılara imza atacaklarını gösteriyor.

24 Ocak 2013 Perşembe

Little France United

Newcastle'ın devre arası transferleri Debucy, Yanga-Mbiwa, Sissoko ve Gouffran ile birlikte oluşan olası potansiyel ilk on birlerinden bir tanesi şu şekilde oluşuyor. 
Bayrak yatay değilde dik olsaydı Küçük Fransa yerine direk HAKİKİ FRANSA diyebilirdik. Nitekim şuan Newcastle'ın kadrosunda birçok Fransız takımından daha çok Fransız oyuncu bulunuyor. 

16 Ocak 2013 Çarşamba

Son durak...


Ülke olarak hazıra konmayı seviyoruz. Bir şeyin olgunlaşması daha iyi olması için geçen zamana karşı tahammül seviyemizin düşük olduğu konulardan birisi de kesinlikle futbol. Yarını değil de şimdiki zamanı kurtaracak kısa ve kalıcı olmayan çözümler, transferler yaparak ortalama iki senede bir hedef revizeleri yapan Süperlig takımlarımız ve onların transfer harcamaları var.

Vizyon eksikliği ve kısa sürede başarı elde etme isteği malesef takımları altyapıdan futbolcu yetiştirme mantığından uzaklaştırıyor, rakip takımın transfer ettiği yıldız oyuncuya misilleme  ya da taraftar kitlesini arttırma forma satışları vs. İthal futbolcu arayışlarına sevk ediyor. Yurt dışından gelecek futbolcu için Türkiye Arap takımlarına gitmeden önceki son durak. Gerek sosyal yaşam gerekse ki en önemlisi diğer Avrupa ülkelerinde kazamayacağı para bir nevi emekli ikramiyesi. Almanya'da %45 İspanya'da %43 olan vergi oranı Türkiye'de %15 olunca, yeteneği olan otuz yaşını aşmış son demlerini oynayan yıldızlar için Türkiye'ye gelmek emekli ikramiyesi karşılığında tatil yapmakla eş değer. Ayrıca daha önceki kulüplerde görmediği kadar ilgi, toleransta cabası.

Türkiye'ye gelen faydalı olan takımlara bir şeyler katmış yabancı oyuncuların sayısı toplam gelenlere baktığınız zaman ufak bir yüzde de kalıyor. Transfer politikalarında biraz daha tutarlı ve altyapıya biraz daha önem verirsek, takımlar birbirleri ile olan rekabetten ziyade Avrupa arenalarında ki başarılarını baki kılacak tutumlar sergilerlerse belki o zaman elle tutulur bir ilerleme kaydedebiliriz.

Bu zamana kadar takımlarımız ve yöneticileri vizyon sahibi olsalardı eğer genç yaşlarında: Jimmy Floyd Hasselbaink'i Samsunspor'da, Kaka'yı Gaziantepspor'da, Nedved'i Galatasaray'da, İbrahimovic'i  Beşiktaş'ta, Gökhan İnler'i Beşiktaş ya da Fenerbahçe'de, Shevchenko'yu Trabzonspor'da, Eto'o ,Diego ve Robinho'yu Fenerbahçe'de, Mesutt Özil'i  Fenerbahçe ya da Beşiktaş'ta izleme şansı bulabilirdik. Belkide altyapılarımızın yetersizliğinden dolayı onlar bu kadar yıldız  olamayacaklardı ama yine de bir düşünün derim...