kaleci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaleci etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Nisan 2013 Çarşamba

10 Şubat 2013 Pazar

McGregor'un dramı...

İskoçya dışına ilk defa bu sezon çıkan Beşiktaş'ın kaleci McGregor belki de kariyerinin en garip yılını geçiriyor olabilir. Dışarıda onun hakkında duyabileceğiniz yorumlar genelde ne gelse yiyor üzerine kurulu veya güven vermediği yönünde. Peki gerçekten güven vermiyor mu?

Bana sorarsanız asla böyle bir durum yok. Premier League'den bu kadar talibi olan bir kaleci için bu yorumlar çok ağır ki reaksiyon süresinin iyi olduğunu bir çok pozisyonda görmüştük. Önündeki defans o kadar hata yapıyor, rakipler de bir kaleci için o kadar iğrenç yerlere şut çekiyor ki ne gelse yiyor oluyor. Bunda kaleciyi suçlamak ne kadar doğru olabilir? 

Maç içinde devamlı kıpkırmızı suratıyla önündeki defansa bağırıp, onları uyaran bir kaleciden bahsediyoruz. Adamın yüzünün güldüğünü daha göremedim ben. Kaleciler yalnızdır diye daha önce de yazmıştım, McGregor bunu baya ciddi ciddi yaşıyor. En son Elazığ deplasmanında yediği golde artık takatinin kalmadığını hissettim. Sanki önündeki defansı hakeme şikayet ediyor gibiydi.

İskoçya dışına ilk defa Rangers'ın başına gelenler yüzünden çıktı. Hele ki o İskoç şivesi ile burada kime ne dert anlatabilir onu da düşünmek lazım.

10 Aralık 2012 Pazartesi

David de Gea

De Gea'ya daha 21 yaşında çok büyük bir sorumluluk verildi ve İngiltere'nin son 20 yılına damga vurmuş Manchester United'ın kalesi ona devredildi. 

İncecik, uzun boylu, elleri kocaman bir kaleci. Fiziği garip gelmişti ama Atletico Madrid kalesinde büyük işler yapıyordu. 

Geçen sezonun başı adaya geldiğinde Van der Sar'ın boşluğunu doldurabilecek mi diye hepimiz sorduk. Bana sorarsanız Van der Sar'dan sonra o kaleyi kimse dolduramaz. De Gea'nın fiziği Van der Sar'ı andırsa da arada daha çok fark var. 

O boyla yan toplarda bu kadar zayıf olmak gerçekten beceri ister. Toplara çıkamayacak kadar zayıf olmak İngiltere gibi bir yerde transfer politikası sorgulatır adama. En son Manchester derbisinde yediği ikinci gol bana sorarsanız pozisyon takibi eksikliğinden onun da hatası. Sonuçta topu takip etse zaten Zabelata'nın vurabileceği tek nokta orası. Boyunun da dezavantajı var lakin kendini hazırlarsın en azından. Bunların hepsi bir yana omzuyla çıkardığı pozisyonda gerçekten şapka çıkarılacak türdendi.

Son maçtan örnek veriyorum belki ama yediği gollerin genelinde aynı hataları yapıyor. Önündeki defans oyuncuları eskisi gibi değil belki ama yine de ondan beklenen güvenleri boşa çıkarmanın da bir kredisi var. Yeri geldiğinde de çok iyi kurtarışlar yapıyor ama kaleciliğin de kötü yanı hep hatalarınızla anılmanız. 

Bu eleştirilere rağmen De Gea gerçekten umut vadeden çok iyi bir kaleci. Daha 22 yaşında ve yolu çok uzun. İspanya'da ve Avrupa Kupaları'nda onu hayranlıkla izlemiştik. O yaşta özgüveni inanılmazdı. İngiltere'ye gelince onca eleştiriye rağmen o işini yaptı. Üzerindeki baskılara rağmen hala elinden geleni yapmaya çalışsa da sorgulanması gereken acaba onun için İngiltere doğru yer mi? 

27 Kasım 2012 Salı

Melo the Goalkeeper


Altyazı şöyleydi:

“Galatasaray Elazığspor deplasmanından 1-0’lık galibiyetle döndü. Melo penaltı kurtardı.”

Mekana beraber oturduklarım “nasıl yani?“ bakışlarına bürünürken ben usulca içkimi yudumluyordum. Hayır çok içmemiştim ve Melo’nun penaltı kurtarmasına şaşırmadım.

Melo ile ilgili bir konuşmanın en az yüzde 50’si futbol tekniğinin dışına çıkıyor. Saha içindeki agresifliği, hırsı, taraftar ile olan iletişimi ve elektriği onu farklı bir futbolcu yapıyor. 

Futbolseverler bu oyundan aldıkları zevkin futbolcuların tarafından alınmadığı bir çağda yaşadıklarının farkında. Profesyonel ve endüstriyel futboldafutbolcular bu işin business olduğunu açıkça dile getiriyor; hatta denilebilir ki futbola farklı bir anlam yükleyen futbolculara garip gözle bakılıyor.

Böylesi bir dönemde İtalya’da aradığını bulamayan Melo Türkiye’de kendini buldu. Oynadığı oyunla değil, bazen göze hoş gelen hırsı bazen taraflı tarafsız herkesi çileden çıkaran agresifliği ile seyirciye kendisi sokakta veya halı sahada oynarken aldığı duyguyu anımsatan Melo daha çok penaltı kurtarır, gol atar, kırmızı kart görür, olay çıkartır.