10 Nisan 2013 Çarşamba

Newcastle'da Namaz Vakti


Newcastle United Müslüman oyuncuları için stad içinde bir mescit açmayı planlıyormuş. Zaten oyuncular buldukları bir odada namaz kılıyorlarmış, şimdi onlara özel bir yer ayrılmış.

Dini görünürlük futbol dünyasında giderek artan bir trend. Daha çok kişi tarafından sahadaki hareketlerinin takip edildiğini bilen futbolcular giderek kendi dini inanç, siyasi düşünce ve eğilimlerini göstermek için çaba harcıyor.

Şu an kadrosunda 7 Müslüman futbolcu barındıran İngiliz ekibi bakalım başka kulüplere de öncülük edecek mi?

Tebrikler Galatasaray


İlk maçın son düdüğü çaldığında Galatarasaylılar dışında skora şaşıran olmamıştı. Ortada bir hakem katliamı olduğu çok netti, bununla birlikte karşınızdaki takım da Real Madrid ve teknik direktörü Jose Mourinho. Fatih Terim'in açıklamaları sırf takımı değil, taraftarı da gerektiğinden fazla doldurup, inandırdı. Gerçekten eleyebileceklerine inandılar. İnanmak güzel bir şey fakat tekrar etmek de fayda var karşınızdaki takım Real Madrid ve teknik direktörü Jose Mourinho.

İkinci maça Galatasaray elemek için değil gururunu göstermek için çıkacaktı. Nitekim böyle de oldu. İlk yarının ikinci yarısını izleyemedim, fakat gol takımı ve en önemlisi taraftarı inanılmaz etkiledi. Resmen sustular. Nasıl bir itici güç olduklarını unuttular. O stadın akustiğinin bu kadar güzel yapılması laf olsun diye değildi. Galatasaray, Milanları, Juventusları, Real Madridleri Ali Sami Yen'de sadece oynadığı oyunla yenmedi, taraftarın yarattığı atmosferle de yendi. Avrupa basını orası için cehennem diye boşuna yazmadı. Bunu Türk Telekom Arena'da da sık sık hatırlatması gerekiyor taraftarın.

İkinci yarıda ilk maçı 3-0 kazanmanın ve maçta da 1-0 önde olmanın rehaveti Real Madrid'i etkilemişti. Eboue'nin golüne kadar da taraftar uyumaya devam etti. Neyseki geç de olsa golden sonra açıldılar. Açıldıktan sonra neler olduğunu ve neler olabileceğini hepimiz gördük. Benim gibi tura başından beri inanmayan adama bile "acaba?" dedirttiler ki Real Madrid, Galatasaray'ın bu kadar hızlı ivme kazanıp, baskı kurabileceğini beklemiyordu. İnanılmaz bocaladılar, pas yapamadılar ve top çıkaramadılar. Dünkü o taraftar baskısı ikinci yarı başında başlasa her şey çok farklı olabilirdi, belki de şu an başka şeyler yazıyor olabilirdik. 

3-1'den sonra dakikalar ilerledikçe Galatasaray'ın da umutları kırıldı ve zaten maçın sonunda da skor 3-2'ye geldi ve tarih tekerrür etti. Ama bu sefer tersten...

Galatasaray gururuyla elenmiş oldu. Bugün haklı olarak da tüm Galatasaray taraftarları da bu gururu yaşıyor. Bize de tebrik etmek düşer.

Borussia Dortmund'un inanılmaz koreografisi

Dün oynanan Borrusia Dortmund - Malaga maçı öncesi Dortmund taraftarının yapmış olduğu efsane koreografi. Maçın da bu koreografi gibi efsane olması ayrı bir detay...

Peter Cech // Chelsea - Manu kurtarışı


Gerçekten inanılmaz bir kurtarış olmuş. Bayadır kendisinden bu tip kurtarışlar görmüyorduk.

8 Nisan 2013 Pazartesi

İstenen, beklenen gerginliğe ulaştık.

Bugün Bursa'da, Bursaspor - Beşiktaş maçı var ve kimse bu maçı konuşmuyor. Geçen senelerde her maçında olay çıkan bu iki takımın maçı olaysız geçecek gibi. Bunun sebebi de gündemi başka şeyler meşgul ediyor. Zamanındaki gerginliklerinde gündem oluşturmak için üzerine gidildiğini görmüş olduk. Asıl bağlamak istediğim buydu.

Önce Cumartesi Türk Telekom Arena'da çıkan olaylar, daha sonra Ordu'da çıkan olaylar... Ligin bitimine doğru herkes gergin. Ama sadece kendilerinin gergin olduklarını sanıyorlar. Maçtan sonra yapılan açıklamalar ve yaşanan olaylardan bu böyle anlaşılıyor. 

Hakemlere bu kadar tepki gösterip, onları da bu kadar aşağılamaya çalışırsak kimse onlara saygı göstermez. Bu da işin bir diğer boyutu. Gözlemciye yumruklar kalkıyor, ana avrat sövülüyor, sonra mazluma yatılıyor. Evet Türk futbolu yönetilemiyor. Kötü yönetiliyor bile diyemeyeceğim, yönetilemiyor. Ama bu kadar da bariz hakaret edip sonra haklı olamazsınız.

Herkes kendi triplerinde, kendi haklılıklarından başka bir şey görmüyorlar. Tabi haklılık derken onu da sorgulamamız lazım. Kim, neye göre haklı? 

Sakin kalıp, sağlıklı düşünmemiz gereken bu dönemlerde yine kontrolden çıktık. Herkesin aklında bir komple teorisi var. Düşünmeden sallayıp sallayıp duruyorlar. Polamiksiz yaşayamıyoruz, polemikten güç alıyoruz.

Daha dün milli maç sonrası Abdullah Avcı'ya o kadar saçma sorular soruldu ki Macaristan maçı sonrası. Tamamen ağzından bir şey çıksa da bassak manşeye havasında. Neyseki hoca güzel cevaplar verip susturdu.

Ben bu hafta önce Galatasaray Spor Klübü'nden bir açıklama, aynı gün akşamı veya bir sonraki gün sabahı Fenerbahçe Spor Klübü'nden ona karşı bir açıklama derken Sadri Şener'den şampiyonluğumuzu verin açıklamları ile Samet Aybaba'nın yorumlarını izleriz, dinleriz, okuruz...

5 Nisan 2013 Cuma

Previously on Champions League...

Galatasaray’ın Real Madrid ile oynadığı çeyrek final ilk maçında 3-0 yenilmesi durup düşünmemiz gereken bazı şeyleri bize hatırlattı.

Şampiyonlar Ligi dev bir arena. Organizasyon yapısının lig fikstürü şeklinde olması nedeniyle sürprizlere çok da açık değil. Yani yukarı turlara tırmanmak için gerçekten bunu hak etmeniz gerekiyor. Şampiyonlar Ligi’ni kazanan-final oynayan takımların genelde aynı takımlar olması da bunun sonucu.

Bu yanından bakınca Galatasaray’ın çeyrek final oynaması ciddi bir başarı. Kura şansını çok iyi kullanan sarı-kırmızılılar tarihi bir başarıya imza attı. Ancak bundan sonrası için başka faktörlerin katkı sunması gerektiğini Real Madrid’e daha ilk maçta havlu atarak gördük. Henüz iki yıllık bir temele sahip takıma ne kadar yıldız olurlarsa olsunlar monte edilen oyuncular ile dünyanın en güçlü takımlarına kafa tutmak kolay değil.

Yıldız oyuncularınızı elde tutmanın zor olduğu bir ülkenin liginde oynuyorsanız bunu göz önünde bulundurarak adım atmanız gerekiyor. Yıldız oyuncu transferinin uzun vadede işe yaramadığı, ancak saman alevi gibi parlayan başarılar getirebileceği genelde bilinir. Ama başarıya aç taraftar ve başarılarını bir an önce satmak isteyen yönetici profilleri yüzünden uzun vadeli başarılar şimdilik uzak gözüküyor.

Galatasaray’a dönersek en önemli silahları büyük ihtimalle sezon sonu gidecek olan bir takımda sürdürülebilir başarı için yeni yıldız transferler yerine altyapı ya da ülke ligindeki parlak futbolculardan oluşturulacak bir iskelet çok daha faydalı olacaktır. Ancak biraz önce değindiğimiz gibi kasası dolu iken uzun vadeli yatırım yapmaya istekli yönetici çok yok. Bakalım Galatasaray bu dönüşümü gerçekleştirebilecek mi yoksa Lincoln, Elano, Arda, Keita, Baros, Kewell’ı efsane kadro gibi düşüşe mi geçecek?